30 Ocak 2010 Cumartesi

Müziğin Büyüsü....

Müziğin Büyüsü....


Müzik daha biz doğduğumuzda bir ağlamayla başlar.Öldüğümüzde arkamızdan yakılan bir ağıtla uğurlanırız dünyadan.Öyle bir büyüdür ki , ancak dinleyerek anlayabilirsin onu.Sadece kulaklarına vermiştir onu tadma duyusunu yaradam.

Müzik her an bekler bizi aslında.

Çaresiz kalırız, bir müzik notasında buluruz kendimizi.Eğleniriz yine bir müzik notasındayız.

Belkide şöyle açıklayabilirim ;

' Dünyada müzik yapmayan hiçbir varlık yoktur '

Bütün yollar üstünemi kapandı? Güneş doğmuyor sanma.Edebiyatla müziğin birleştiği o ince noktayı yakalamaya çalış.En büyük şairler en güzel şiirlerini hapishanede,sürgünde,hücrede yazmışlar.

Cem Karacanın bir çok beste güftesinin Nazım Hikmet Ran'a ait olduğunu biliyormusun?

' Çok yorgunum/ Beni bekleme Kaptan / Seyir defterimi başkası yazsın/ Çınarlı,kubbeli mavi bir liman / Beni o limana çıkaramazsın...

Nazım Hikmet '

Düşüncelerin kadar değerli ne var dünyada? Nazım Hikmet ne güzel anlatmış kendini yirmi dokuz harfin azını kullanarak..

Nazım Hikmet musiki aşığı bir insandı.İşte müzik ve edebiyatın birleştiği en ince nokta burda gizli.

Mehmet Akif Ersoy...

İstiklal marşını nasıl yazdı?

Bir ulus,bir millet başka nasıl bu kadar güzel anlatılabilinirdi?

Zeki Üngör bestesiyle büyüsüne tam kavustu...

Yıllardır gururla söylemek kaldı bizlere.

Osmanlı Devletinin birlik ve beraberlik duygusunu sağlayan en önemli etkenlerden biri Mehter Marşları.

Piskoloji, müzik ve edebiyatın kavuştuğu büyülü bir bütün.

İnanılmaz...Birlik ve beraberliği sağlayacak sözlere,müziklere şimdi o kadar ihtiyaç var ki.

Anlıyacağın ne zaman mutlu olsanda, ne zaman çıkmaza uğrasanda yaz.Sadece bir notayla, bir cümleyle dünyayı değiştirebileceğini düşün.

Zor değil...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder